Yuxuda ilan görmək
Yuxuda ilan Görmək
WhatsApp Plus 2021
WhatsApp Plus 2021

Türkçe

Türkçe ya da Türk dili, Güneydoğu Avrupa ve Batı Asya‘da konuşulan, Türk dilleri dil ailesine ait sondan eklemeli bir dil.[12]Türk dilleri ailesinin Oğuz dilleri grubundan bir Batı Oğuz dili olan Osmanlı Türkçesinin devamını oluşturur. Dil, başta Türkiye olmak üzere Balkanlar, Ege Adaları, Kıbrıs ve Orta Doğu‘yu kapsayan eski Osmanlı İmparatorluğu coğrafyasında konuşulur.[12]Ethnologue‘a göre Türkçe, yaklaşık 83 milyon konuşuru ile dünyada en çok konuşulan 20. dildir.[13] Türkçe Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs‘ta ulusal resmî dil statüsüne sahiptir.[12]

Türkçe, diğer pek çok Türk dili ile de paylaştığı sondan eklemeli olması ve ünlü uyumu gibi dil bilgisi özellikleri ile karakterize edilir. Dil, tümce yapısı açısından genellikle özne-nesne-yüklem sırasına sahiptir. Almanca, Arapça gibi dillerin aksine gramatik cinsiyetin (erillik, dişilik, cinsiyet ayrımı) bulunmadığı Türkçede sözcüklerin bir kısmı Arapça, Farsça ve Fransızca gibi yabancı dillerden geçmedir. Ayrıca Azerice, Gagavuzca ve Türkmence gibi diğer Oğuz dilleri ile Türkçe yüksek oranda karşılıklı anlaşılabilirlik gösterir.[14]

Türkçe 1928’de Atatürk önderliğinde gerçekleştirilmiş Harf Devrimi‘nden beri Latin alfabesi ile yazılır. Standart Türkçedeki imla kuralları Türk Dil Kurumu tarafından denetlenir. İstanbul Türkçesi olarak da adlandırılan İstanbul ağzı,[15] Türkçenin standart formudur ve Türkçe yazı dili bu ağzı temel alır. Bununla birlikte Güneydoğu Avrupa ve Orta Doğu‘da çeşitli Türkçe şiveleri bulunur ve bu şiveler İstanbul Türkçesi ile çeşitli sessel farklılıklara sahiptir.

Sınıflandırma[değiştir | kaynağı değiştir]

Diğer Oğuz dilleri içinde Türkçenin (kırmızı) coğrafi dağılımı

Türkiye Türkçesi, dil ailesi sınıflandırmasında, Doğu Avrupa, Orta Asya ve Sibirya’da konuşulan 30 kadar yaşayan dili kapsayan[16]Türkî diller ailesine mensuptur ve bu dil ailesinin Şaz Türkçesi koluna bağlı Oğuz dil grubunda yer alır. Oğuz grubu içinde ise Rumeli Türkçesi ve Gagavuzca ile birlikte grubun Batı kolunu oluşturur.[17]

Türkî dillerin konuşurlarının %40 civarında bir kesimi Türkiye Türkçesi konuşmaktadır.[18] Türkçe dışında Azerice, Başkurtça, Çuvaşça, Kazan Tatarcası, Kazakça, Kırgızca, Nogayca, Özbekçe, Türkmence ve Yakutça Türkî diller ailesinin en çok konuşulan diğer üyeleridir. Azerice, Gagavuzca, Kaşkayca ve Türkmence gibi diğer Oğuz dilleri ile Türkçenin yüksek oranda karşılıklı anlaşılabilirlik gösterdiği bulunmuştur.[14] Her ne kadar Kıpçak grubuna üye diller olsa da Kırım Tatarcası ve Urumca da tarih boyunca Osmanlı Türkçesi gibi Oğuz dilleri ile etkileşimlerinden ötürü Türkçe ile benzerlikler gösterir.

Eskiden Ural-Altay dil ailesinin ve daha sonra Altay dillerinin bir üyesi olarak sınıflandırılmış Türkî dillerin günümüzde bu dil ailelerinden bağımsız olduğu kanısı dil bilimciler tarafından kabul görmektedir.[19][20][21][22][23]

Coğrafi dağılım[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkiye Türkçesi konuşanların dünya üzerinde yayılımı

  Resmî Dil

Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kıbrıs Cumhuriyeti, Makedonya (Şehir seviyesinde), Kosova,Irak (Bölgesel)

  1.000.000 dan fazla konuşan

Almanya

  500.000 – 1.000.000 arası konuşan

Bulgaristan, Suriye

  100.000 – 500.000 arası konuşan

Fransa, Hollanda, Belçika, Birleşik Krallık, Avusturya, ABD, Özbekistan,Azerbaycan, Rusya

  25.000 – 100.000 arası konuşan

Yunanistan, Avustralya, Kanada, Meksika, Rusya, İsveç, Danimarka, İsviçre, Romanya

  25.000 az konuşan/ hiç konuşmayan

Kalan ülkeler

Türkçe, Güneydoğu Avrupa ve Orta Doğu‘da yer alan çeşitli ülke ve bölgelerde ana dil veya ikinci dil olarak konuşulur. Dil, Anadolu’nun büyük çoğunluğunda, Doğu Trakya‘da ve Kıbrıs Adası’nın kuzeyinde çoğunluk tarafından ana dil olarak konuşulmaktadır. Eski Osmanlı İmparatorluğu coğrafyasının kapsadığı Kuzey Suriye ve Irak, bazı Ege Adaları ve Balkanların güneyi ve doğusunda yaşayan Türk azınlıklar da Türkçeyi ana dilleri olarak kullanır.

2006 yılında yürütülmüş bir araştırmaya göre Türkçe, Türkiye’de yaşayan nüfusun %84’ünün ana dilidir.[24]Geriye kalan nüfus ise, çoğunluğu Kürtçe olacak şekilde Türkiye’deki azınlık dillerinden birini ana dilleri olarak benimsemiştir ve Türkçeyi ikinci dilleri olarak kullanırlar.[24]

Bu yayılıma ek olarak Türk diasporasının göç etmiş olduğu bölgelerde de Türkçe konuşurları bulunur. 2 milyondan fazla Türkçe konuşura sahip olduğu tahmin edilen Almanya‘da nüfusun yaklaşık %3’ü Türkçe bilmektedir.[25] Almanya’nın yanı sıra ABD, Fransa, Hollanda, Avusturya, Belçika, İsviçre ve Birleşik Krallık da Türkçe konuşabilen nüfusun yaşadığı önemli bölgelerdir.[25] Göç edilen ülkelerde gerçekleşen kültürel asimilasyon sonucunda etnik Türk göçmenlerin sadece bir kısmı Türkçeyi akıcı ve ana dil seviyesinde konuşabilmektedir.[26]

Resmî kullanım[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bu dil ülkenin resmî dilidir.[27][28]Kıbrıs Cumhuriyeti’nde (diğer adıyla Güney Kıbrıs Rum Yönetimi) anayasal olarak Türkçe, Yunanca ile beraber resmî dil olarak geçer.[29] 1982 T.C. Anayasasına göre Türkçe, Türkiye Devleti‘nin dilidir. Bu yasa anayasanın Birinci Kısmının, Genel Esaslar Bölümünde, 3. Maddede geçer. Aynı zamanda, ilgili bölümde bulunan 4. Maddeye göre bu madde asla değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez.[27]

« Türkiye Devleti, ülkesi ve ulusuyla bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.T.C. Anayasası[27] »

Türkçe, diğer Türki devletlerin de üyesi olduğu Türk Konseyi ve Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı gibi kuruluşlarda resmiyete sahiptir.[30] Kıbrıs Cumhuriyeti ise Avrupa Birliği‘nin Türkçeyi 25. resmî dili olarak kabul etmesi için başvuruda bulunmuştur.[31]

Kosova Prizren’de Türkçenin resmî olarak tabelalarda Arnavutça ve Sırpça ile beraber kullanımı

Türkçe aynı zamanda çeşitli ülkelerde resmî açıdan bölgesel veya azınlık dili statüsüne sahiptir. Irak’ın Kerkük ilinde Türkçe, Kürtçe ve Arapça ile birlikte resmî dildir.[32]Kuzey Makedonya’nın batısında yer alan Gostivar,[33]Merkez Jupa,[34]Plasniça[35] ve Mavrova ve Rostuşa Belediyesi[36] sınırları içinde Türkçe, Makedonca ve Arnavutça ile beraber resmî kullanımdadır.[37]Kosova’da Prizren, Mamuşa, Gilan, Mitroviça, Priştine ve Vıçıtırın Belediyesi kapsamında Arnavutça, Sırpça ve Türkçe resmî dil statüsüne sahiptir.[38][39] Prizren Belediyesi sınırları içinde Türkçenin resmiyeti ise ayrıca herhangi bir ölçütün dışında, Kosova Cumhuriyeti “Dillerin Kullanımı İçin Yasa” kapsamında yasa koruması altındadır.[40]Romanya’da Türkçe, devletin ilgili bölge veya bölgeler için resmî olarak kabul ettiği 14 azınlık dilinden biridir.[41][42]

Türkçenin önemli konuşur sayısına sahip olduğu ancak devletin ya da bölgenin resmî dili olmadığı yerler de bulunmaktadır. Nüfusunun %10 kadarının anadili Türkçe olan Bulgaristan ile kuzeydoğusunda Türk azınlıkların yaşadığı Yunanistan bu bölgelere örnektir.[43] Buna rağmen Türkçe bu bölgelerde medyada, eğitimde ve çeşitli kurumlarda kullanılır. Bulgaristan devlet televizyonunun Türkçe programları vardır. Kırcaali Belediyesi ise iki dilde hizmet verir.[44]Deliorman ve Doğu Rumeli‘de okullarda seçmeli anadili dersi yer alır. Yunanistan‘ın İskeçe ve Gümülcine‘yi de kapsayan Batı Trakya bölgesinde yer alan 200’ü aşkın azınlık okulunda ise Yunanca ve Türkçe eğitim verilmektedir.[45] Türkçe, bölgedeki Müslüman halkın dinî eğitiminde de kullanılmaktadır.[45]

Kurumsal yapı ve kullanım[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkçe, Türkiye‘nin ve Türkiye Türklerinin kurumsal dilidir. Türkiye‘de Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932’de Atatürk‘ün talimatıyla kurulmuştur. Cemiyetin kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rifat, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri‘dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rifat’tır. Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, “Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek” olarak tespit edilmiştir. Atatürk’ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem Kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil politikası belirlenmiş, hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı’nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun “Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lengüistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın” adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934’te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936’daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur.[46]

Türk Dil Kurumu, Türkiye Türkçesinin imlasının standartlarını belirleme, dil hakkında çeşitli düzeyde çalışmalar yapma gibi konularda faaliyetler yürütür. Günümüzde bu kurum, sadece Türkiye değil, dünya çapında Türkçe ve Türkoloji ile ilgili çeşitli çalışmalarda kurumsal yüzü veya akademik mensuplarıyla yer almaktadır.

Türk Dil Kurumunun yapısıyla ilgili ilk önemli değişiklik 1951 yılındaki olağanüstü kurultayda yapılmıştır. Atatürk’ün sağlığında Millî Eğitim Bakanının Kurum başkanı olmasını sağlayan tüzük maddesi 1951’de değiştirilmiş; böylece Kurumun devletle bağlantısı koparılmıştır. İkinci önemli yapı değişikliği 1982-1983 yıllarında gerçekleştirilmiştir. 1982’de kabul edilen ve şu anda da yürürlükte olan Anayasa ile Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu, bir Anayasa kuruluşu olan Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu çatısı altına alınmış; böylece devletle olan bağlar yeniden ve daha güçlü olarak kurulmuştur.[46]

Tarih[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkçe, Eski Türkçe yazılmış ve Türki dillerin bilinen ilk yazılı kaynağı olan Orhun Yazıtları ele alındığında yaklaşık 1.300 yıllık bir tarihe sahiptir. Eski Türkçenin de üyesi olduğu Doğu grubu ile Ogur grubuna ait tüm Türki dillerin ortak atası olan varsayımsal bir Ön Türkçenin var olduğu da düşünülmektedir.[47]

Türkiye Türkçesi, Türkmence, Salarca ve Azerice‘nin, Ana Oğuzca denilen bir dilden evrilerek oluştuğu varsayılır.[48] Bu ön dilin Türkiye Türkçesini oluşturacak batı kolu, 11. ve 15. yüzyıllar arasında Anadolu Selçuklu Devleti ile Anadolu Beylikleri etrafında gelişerek Eski Anadolu Türkçesine evrilmiştir. Bu dil dönemi ise yerini, 15. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar devam edecek Klasik Osmanlıcaya bırakır. Yeni Osmanlıca, 19. ve 20. yüzyıllar arasında gelişir. Cumhuriyet Dönemi’nde yapılan reformlar sonucunda ise 20. yüzyıl itibarıyla dilde çeşitli değişiklikler yaşanmıştır.

Ön Türkçe[değiştir | kaynağı değiştir]

Ön TürkçeTürkçeÇuvaşKarahanlıca
*benben, ban-e-pĕ, man-men, man-
*sensen, san-e-sĕ, sĕn-sen, san-
*an-, *o-lon-, oun-, vălan-, ol
*biŕbizpir-biz
*siŕsizsir-siz
*o-laronlarvĕsen-olar

Ön veya Ana Türk dili, Türkî diller ailesinin Şaz (Doğu) ve Oğur (Batı) branşlarına ayrılmadan önceki dönemlerine ait varsayımsal bir proto-dildir.[47] Türki dillerde yazılmış tarihi kaynakların büyük bir kısmı, bu ailenin Doğu koluna ait Karluk, Kıpçak ve Oğuz dilleri ile yazılmıştır. Bilinen en eski Türk dili olan Eski Türkçe de bu gruba aittir. Ancak bu gruba ait olmayan Hazarca, Bulgarca ve Çuvaşça gibi Ogur grubu dilleri de vardır. Bu iki grubun ortak bir atadan türediği göz önünde bulundurularak, Ogur dilleri ile Türkiye Türkçesi ve Eski Türkçe dahil tüm Türki dillerin kökeni Ön Türkçeye dayandırılabilir.[47] Bu dil dönemine ait yazılı kaynakların olmamasından ötürü Ana Türkçe varsayımsal bir ‘yeniden oluşturulmuş’ dildir ve diğer proto diller gibi belirli bir dönemdeki konuşma dili ile birebir aynı değildir.[49]

Türki dillerde görülen *ŕ ve *z ile *ĺ ve *š ayrımları bu dönemde gerçekleşmiştir.[47] Ogur grubu dilleri *ĺ ve *ŕ seslerini benimserken Türkiye Türkçesi gibi geriye kalan tüm Türki dillerin atası olacak Şaz Türkçesi *z ve *š seslerini benimsemiştir. Aynı anlama gelen “ogur” ve “oğuz” kelimeleri bu ayrıma örnek teşkil etmektedir. Doğu grubu kelimenin sonunda “z” sesini kullanırken, Batı grubu “r” sesini kullanmaktadır.[47]

Eski Türkçe[değiştir | kaynağı değiştir]

Türk yazısını taşıyan en eski belge Kızıl kentinde bulunuyor. Yazılış tarihi 8. yüzyılın başlarına dayanmaktadır.

Bilinen en eski Türki yazıt olan Orhun Yazıtları Eski Türkçe ile yazılmıştır. Bu yazıttan yola çıkılarak Türki dillerin tarihi 1300 yıl önceye kaynaklandırılmış ancak yazıtlarda kullanılan abecenin gelişmişliği bu dilin daha eski tarihlerde de var olmuş olabileceğine delil oluşturmuştur.[50] Bugünkü Moğolistan‘da Orhun (öz adında Orkun[51]) ırmağı yakınlarında bulunan Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarından başka, dönemin tanınmış veziri Tonyukuk‘un da kendisi için diktirdiği Ulan Bator kenti yakınlarındaki iki taş, Orhun Yazıtları’nın başlıca örnekleridir.[52]

« Çıgany bodunug bay kıltım, az bodunug üküş kıltım – (Yoksul halkı zengin yaptım, az halkı çok yaptım) – Orhun Yazıtları[53] »

Eski Türkçe ile ilgili bilgilere Yenisey Yazıtları‘ndan da ulaşılabilir. Eski Türkçe hakkında en kapsamlı bilgiler 9. yüzyılda kağıda yazılmış Irk Bitig adlı eserin keşfi ile sağlanmıştır.[54]

Göktürkçe (Eski Türkçe)
Türük Oguz begleri, bodun eşidiŋ. Üze teŋiri basmasar, asra yer telinmeser, Türük bodun iliŋin törüŋin kim artatı udaçı erdi?[55]
Türkiye Türkçesi
Türk Oğuz beyleri, boyları işitin; üstte gök basmasa, altta yer delinmese, Türk boyları, ilini töreni kim bozabilecek idi?

Eski Anadolu Türkçesi[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkçe, onu kullanan göçer evli ve yerleşik kavimlerin Orta Asya, Doğu Avrupa, Sibirya ve Orta Doğu‘ya doğru göçleriyle yayılmıştır.

Divânu Lügati’t-Türk, Türk dilini anlatan ve bu dilin yetisini göstermek için yazılan ilk sözlük yapıtıdır ve Kaşgarlı Mahmud tarafından 25 Ocak 1072’de yazılmaya başlanmış ve 10 Şubat 1074’te bitirilmiştir. Bu kitap içinde şu tümce bulunuyor: “Türk dilini öğrenmek çok gerekli bir iş olur”. Yapıt, Türkçenin varsıl dil bilgisi özelliklerini en çarpıcı biçimde yansıtan bir özelliktedir.

Türkçenin kullanım alanını genişleten bir başka kişi, Karahanlı Devleti‘nin üyesi, ikinci bir Türk ve Türkçe kültür abidesi olan Yusuf Has Hacib‘dir. Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig adlı yapıtı ile Türk dil birliğinin diğer önemli yazılı temelini attı. 1069-1070 yıllarında bu Türkçe yapıtı tamamladı.

Ahmed Yesevi 12 yüzyılda Türk dilinde yazdığı “hikmet” adlı şiirleri bir araya getiren Türk tasavvuf edebiyatının bilinen en eski örneklerini içeren kitap ile Türkçenin kullanımını etkiledi.

13. ve 14. yüzyılda yaşamını süren Yunus Emre Türkçenin, özellikle “Türkçe şiir dilinin” temel ustası ve abidesi olmuştur. Yunus Emre’nin edebiyat tarihi bakımından, önemli bir yanı da Anadolu‘da, Türkçe şiir dilinin öncüsü olması ve tasavvuf sorunlarını yalın ve kolay anlaşılır bir dille söyleyişi nedeniyledir. Şiirlerinin ölçüsü, Türkçenin ses yapısına uygun aruz olmakla birlikte söyleyişi akıcı, sürükleyici bir nitelik taşır. Tasavvufun en güç anlaşılır kavramlarını, Türkçenin ses yapısına uygun biçimde dile getirir; şiirinde, duygu ve düşünce birliğinden oluşan bir derinlik görülür.

Hacı Bayram Veli 14/15. yüzyılda Anadolu’da yaşamını süren Türk mutasavvıf ve şair olarak eserlerini Türkçe olarak yazdı ve Türkçenin kullanımını Anadolu’da önemli biçimde etkiledi. Hacı Bayram Veli, Anadolu’da dil ve kültür birliğinin sağlanması için Türkçe eserler yazılmasında Leme’at ve Gülşen-i Raz gibi eserlerin Türkçeleştirilmesinde etkili olmuş, kendisi de halkın anlayacağı dilden Ahmed Yesevi geleneğine uygun olarak şiirler yazmıştır. Devrinde Arapça ve Farsça eser vermek revaçta iken, Hacı Bayram Veli’nin halk ile ilişki kurabileceği Türkçeyi tercih etmesi belli bir olgunluğa işaret eder. Bu olgunluk Anadolu’da dil birliğinin sağlanması ve Türk kültürünün egemen olmasıdır. Türkçecilik akımı yandaşlarını da etkilemiş, bu sufiler özellikle Türkçe yapıtlar vermişlerdir.

Yazıcıoğlu Muhammed, Eşrefoğlu Rumi gibi öğrencilerinin Envaru’l-Aşıkin, Muhammediye, Müzekkinü’n-Nüfus gibi eserleri Anadolu’da yıllarca kolaylıkla okunmuş, halkın elinden düşmemiştir. Ayrıca Akşemsettin, (1389/1390 – 1460), 15. yüzyılın en büyük sufilerinden biridir ve Türkçe ile, (örnek olarak Hayatın Maddesi ve Tıp adında) çeşitli eserler ortaya koymuştur.

Osmanlı Türkçesi[değiştir | kaynağı değiştir]

1924 yılında Osmanlı Türkçesinde basılmış, “İki Çocuğun Devrialemi” adlı Fransız çocuk kitabından sayfalar

Osmanlı Türkçesi, Osmanlı İmparatorluğu‘nda konuşulmuş, Eski Anadolu Türkçesinin ardılı olan bir dildir. Arapça ve Farsçadan etkilenmiş bu dönemin Türkçesinde söz varlığının %88’i bu iki dil kaynaklı olmaktadır.[56] Buna rağmen dilde kullanılmakta olan Arapça kökenli sözcüklerin kaynağı bu iki dilin birbirleriyle direkt etkileşimi yerine, Farsçaya girmiş ve farsçalaşmış Arapça kökenli sözcüklerin Osmanlı Türkçesine girmesi ile gerçekleşmiştir.[57][58][59] Türkçe ve Farsçanın etkileşiminin Osmanlı Dönemi öncesinde modern Türklerin atası halkların Kuzeybatı İran bölgesinde bulunduğu dönemde gerçekleştiği düşünülmektedir. Arapça ve Farsçanın etkileri sadece alıntı kelimeleri değil, dilin dil bilgisini de önemli ölçüde etkilemiştir.[60] Alfabe olarak Arap alfabesinin Farsça ve Türkçe için uyarlanmış bir biçimi kullanılmıştır. Bu dile Osmanlıca denilmesi Tanzimat döneminde gerçekleşmiştir.[61]

Ancak modern Türkçenin temeli olan, daha az alıntı kelimeye sahip ve daha az eğitimli, alt sınıf ve kırsal kesimde yaşayan halkın konuştuğu kaba Türkçe ile edebiyat ve devlet işlerinde kullanılmış Osmanlı Türkçesi, tıpkı Latince ve Halk Latincesinde olduğu gibi düşük bir karşılıklı anlaşılabilirlik göstermektedir.[62]

Dil Devrimi[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslaşma sürecini tamamlayan Türk Devrimi’nin ya da Atatürk devrimlerinin en önemli basamaklarından ilki, Cumhuriyet’in kuruluşundan 5 yıl sonra yapılan Harf Devrimi, ikincisi de Cumhuriyet’in kuruluşundan 9 yıl sonra yapılan Dil Devrimi’dir.

Dil Devrimi kısaca, Türkçe ile düşünmeyi, Türkçenin bütün bilim, sanat ve teknik kavramları karşılayacak yolda gelişmesini sağlayan eylemdir.

Dil bilimci Kâmile İmer “Dil Devrimi nedir?” sorusunu şöyle yanıtlıyor:

Dili daha çok yerli öğelerin egemen olduğu bir kültür dili durumuna getirmek amacıyla yapılan ve devletin desteğini kazanmış olan ulus çapındaki dili geliştirme eylemine ‘dil devrimi’ adı verilmektedir.[63]

Her insan düşüncesini sözcükler arasında bağ kurarak oluşturduğu tümcelerle aktarır, bu açıdan bakınca Dil Devrimi aynı zamanda düşüncenin yenileşmesidir. “Dil Devrimi’nin gerçekleşmesini sağlayan etkenler, aynı zamanda onun amaçlarını ortaya koymaktadır. Uluslaşma etkeni dili yabancı öğelerden arındırma amacını, diğeri de kültür dili durumuna getirmeyi amaçlamaktadır. Bu amaçların olumlu sonuçlar vermesi, ortaya çıkan ürünlerin toplumun malı olmasına bağlıdır. Devletin desteği olmaksızın dilde yapılan devrim, bireysel bir eylem olarak kalır; topluma mal olmaz. Dil Devrimi’nin hazırlık evresindeki çabalar, bunun en güzel örnekleridir. Türk Dil Devrimi’nin hazırlık evresi olarak nitelendirebileceğimiz ve Tanzimat Fermanı ile başlayan dönemdeki dili yalınlaştırma istemi toplumu kapsayamamıştır. Ancak, Cumhuriyet’ten sonra, 1932 yılında devletin öncülüğünde Türk Dili Tetkik Cemiyeti’nin kuruluşuyla dilde yapılan yenilikler, ulus çapında bir eylem olarak topluma mal olmaya başlayagelmiştir..”[64]

Türkçe, yapı bakımından çok varsıl bir dil olmakla birlikte, dünya üzerinde de hâlâ çok konuşulan bir dildir. Bu varsıllık her ne kadar içinde yabancı sözcükler bulundursa da, bu durum dilde hiçbir bozukluğa yol açmamıştır. Bunun nedeni de, Osmanlı‘nın, zamanında barındırdığı azınlıkların olmasıdır. Çünkü bu nedenle dilde çok fazla yabancı “sözcük alış-verişleri” olmuştur.

Osmanlı TürkçesiTürkiye TürkçesiAçıklama
müsellesüçgenÜç (“3”) ve büyük ihtimalle Fransızca -gone (açı, köşe) ekinden alınma -gen[65] ekiyle türetiliyor.
tayyareuçakUçmak eyleminden türetilerek yapılıyor.
nispetoranModern oran sözcüğü klasik Türkçe or- “kesmek” sözcüğünden türetiliyor.
şimalkuzey“Soğuk, karanlık, gölge” anlamındaki kuz sözünden türetiliyor.
teşrinievvelekimEk- eylemi; ekim hareketinden türetiliyor. Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde sonbaharda ekim yapılıyor.
aselbalArapça asel sözcüğü, Türkçe bal sözcüğü ile düzenleniyor.

Yazı sistemleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkçe, dili kullanan halkların dünyanın çeşitli bölgelerine yayılması ve buradaki kültürler ile etkileşimleri nedeniyle tarih boyunca pek çok yazı sistemi kullanılarak yazılmıştır. Bilinen en eski Türk alfabesi olan ve 8. yüzyılın başlarına tarihlenen Orhun alfabesi, yerini bölgedeki yerel alfabelerden etkilenmiş Eski Uygur alfabesine 10. yüzyıl civarında bırakmıştır.[66] Daha sonra farklı bölgelere yayılan Türk boyları Kiril, Yunan, İbrani ve Latin alfabeleri gibi farklı yazı sistemleri benimsemiştir. Türkiye Türkçesinin de üyesi olduğu Oğuz dilleri konuşurları ise İslam ile temasları sonucunda Fars-Arap alfabesi asıllı yazı sistemleri geliştirmiştir.[67] Bu alfabe, Türkiye Türkçesi için 1 Kasım 1928 tarihinde kabul edilen Latin esaslı yeni Türk alfabesine geçilinceye dek, dilin konuşurlarının temel yazı sistemi olmuştur.

Buna ek olarak, Türkçe konuşulan devletlerde yaşayan, Ermeni, Rum, Süryani, Musevi ve Gürcüler gibi azınlıklar da kendi milletlerinin alfabelerini kullanarak Türkçe eserler üretmişlerdir.

Orhun ve Eski Uygur alfabeleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Sol: Eski Uygur alfabesi ve tekabül ettiği Latin ve Arap harfleri Sağ: Eski Uygurca "Uygur" yazımıSol: Eski Uygur alfabesi ve tekabül ettiği Latin ve Arap harfleri Sağ: Eski Uygurca "Uygur" yazımı
Sol: Eski Uygur alfabesi ve tekabül ettiği Latin ve Arap harfleri
Sağ: Eski Uygurca “Uygur” yazımı

Türkçenin bilinen ilk alfabesi, Orhun Yazıtları‘nda da kullanılan ve yaygın adıyla Göktürk alfabesi olarak bilinen Orhun alfabesidir. Avrasya’da çeşitli örnekleri bulunan Runik yazıya benzerliğinden ötürü bazen bu şekilde adlandırıldığı da olmuştur.[68] 8. yüzyılın başlarına tarihlenen yazı sisteminin[69]Çin veya Soğut yazı sistemlerinden etkilenerek oluşturulduğu düşünülmektedir.[70][71] Sağdan sola yazılmış alfabe, Göktürk ve Uygur Kağanlıkları tarafından kullanılmış, Karahoca Uygur Krallığı devrinde ise kullanımı ortadan kalkmıştır.

Kül Tigin yazıtında yer alan ve “Toŋra tegin yoγïnta egirip ölürtümüz” (Türkçe: Tongategin’in cenazesinde) olarak translitere edilen Eski Türkçe yazıt

Eski Uygur alfabesi ise Türk dillerinin bütün yazı çeşitleri içinde en uzun süre kullanılmış olan yazı sistemlerinden biridir. Soğut alfabesinin yakın akrabası olan ve Eski Uygurlar‘ın 840 yılında Turfan bölgesine göçmeleri sonucunda Eski Uygurcaya uyarlanmış alfabe,[66] 16. yüzyılda Arap asıllı bir alfabe ile değiştirilene kadar Orta Asya ve İran‘ın bazı kısımlarında yüzyıllarca kullanılmıştır.[72] Alfabe yukarıdan aşağıya doğru yazılmış ve bir ebcedin özelliklerini göstermiştir.

Alfabe kullanılarak pek çok Budist ve Maniheist eser yazılmış,[73] Eski Uygurcaya ilk İncil çevirileri gerçekleştirilmiştir.[74]Dunhuang el yazmaları da bu alfabede yazılmış metinler içermektedir. Divanü Lügati’t-Türk’te Kaşgarlı Mahmud, Eski Uygur alfabesini, “Türk alfabesi” adıyla anmaktadır.[75]

Arap asıllı Türk alfabesi[değiştir | kaynağı değiştir]

Arap asıllı alfabe ile Siyer-i Nebi örneği

9. yüzyıl civarlarından 20. yüzyılın başlarına dek, yaklaşık 1000 sene boyunca Türkçe, Arap asıllı alfabeler kullanılarak yazılmıştır. Müslümanlığı benimsemeye başlayan Türk boyları, bu yüzyıllar içinde bu alfabeyi kullanmaya başlamış ve 13. yüzyıl dolaylarında artık bu alfabe, Müslüman Türk boyları arasında ortak bir alfabe özelliği kazanmıştır. Türkçeyi yazmak için kullanılmış bu yazı sistemi her ne kadar Arap alfabesi asıllı olsa da, Arapçada bulunmayan “j, ç, ŋ, p” gibi sesleri içermesinden ötürü Arap alfabesi ile aynı değildir. Uygurlar ve İran Azeriler gibi bazı Türki halklar hâlen Arap alfabesi kökenli yazı sistemleri kullanmaktadır.[76][77]

Arap asıllı bir alfabe kullanmış olan Osmanlı İmparatorluğu‘nda alfabenin üzerinde birtakım düzenleme ve eklemeler yapılarak Osmanlı alfabesi denilen bir alfabe kullanılmıştır. Bu yazı sistemi, Osmanlıcanın Farsça ve Arapça dillerinden alınma söz varlığını yazmak için uygun olmak ile birlikte, dildeki Türkçe kökenli sözcükleri yazarken pek çok zorluk getirmekteydi. Arapça sessiz harfler bakımından zengin, sesli harflerin kullanımı bakımından ise fakir bir dil iken, Türkçe bunun tam tersi özellikler göstermektedir. Bunun sonucunda Arap asıllı Türk alfabesi Türkçede yer alan pek çok fonemi (ses birimi) uygun bir şekilde temsil etmemektedir. Türkçede yer alan bir ses için Arap asıllı alfabede 4 farklı harf bulunurken, kimi sesler için ise sesi temsil edecek uygun bir harf bulunmamaktadır. Özellikle telgraf ve matbaanın 19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nda yaygınlaşması ile Arap asıllı Türk alfabesinin Türkçede yer alan sesleri temsil edememesi daha da büyük bir sorun hâline geldi.[78]

Diğer Türk alfabeleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Osmanlı Devleti sınırları içinde yaşayan ve ifade dili olarak Türkçeyi kullanan Ermenilerin bir kısmı günlük hayatlarında ve edebiyatta Ermeni alfabesi kökenli bir yazı biçimi kullanmıştır. Bu alfabe Anadolu Ermenicesi de denilen Batı Ermenicesi‘nin alfabesini baz alır; ancak Ermeni diline özgü olan Ծ Ձ Ց harfleri Türkçe yazarken kullanılmaz. Bu şekilde yazılmış oldukça fazla eser bulunmaktadır ve alfabe Tanzimat sonrası Osmanlı Devleti‘nin en önemli azınlık yazı sistemi olarak nitelendirilmiştir.[79] Özellikle Katolik ve daha az bir şekilde Protestan Ermeniler tarafından kullanılmış bu alfabe, Vartan Paşa tarafından yazılmış ve ilk Türkçe roman olan Akabi Hikâyesi‘nin yazıldığı alfabe de olmuştur.[79] 1841 yılında yazılmış Türkçe İncil’de Ermeni harfli Türkçe eserlerden biridir. Bu eserlere Türkiye’nin çeşitli kütüphanelerinde ulaşmak mümkündür.[80][81] Bunun yanında Paris ve Venedik‘in yanında bulunan St. Lazar adasında da bu eserlere ait kütüphaneler bulunmaktadır.[82][83]

Osmanlı döneminde Karamanlıca ismi verilen bir Anadolu Türkçesi benimsemiş; ancak dinen Rum Ortodoks Kilisesi‘ne bağlı bir halk olan Karamanlılar, Türkçeyi Yunan alfabesi kullanarak yazmışlardır. Halk, kullandıkları Helen alfabesi ile gazete, dini metin ve edebi eserler gibi çeşitli Türkçe metinler ortaya koymuştur.[84] Türkçe ve Azerice dillerinde yazılmış; ancak Gürcü alfabeleri kullanılmış 18. yüzyıla tarihlenen tıbbi ve dini pek çok metin ile Türkçe-Gürcüce sözlükler de bulunmaktadır.[85]İbrani alfabesi ile yazılmış Yahudi Türkçesinin ise ilk örnekleri 16. yüzyıla uzanmaktadır; ancak diğer azınlık alfabeleri ile yazılmış Türkçe metinlerin aksine bu yazıtların ana amacı, o dönemde Yahudi İspanyolcası konuşmuş Osmanlı Musevilerine Türkçe öğretmektir.[86]Süryani alfabesi ile yazılmış Türkçe dua, şiir ve gazeteler de bulunmaktadır.[87][88]

Latin asıllı Türk alfabesi[değiştir | kaynağı değiştir]

Atatürk yeni Türk alfabesini tanıtırken, Kayseri, 20 Eylül 1928 (Fransız L’Illustration dergisi)

1 Kasım 1928 tarihinde, eski Arap asıllı Türk alfabesinin yerine, Latin yazısından Türkçe için uyarlanan bu 29 harfli alfabe kabul edilmiştir. Harf Devrimi, Türkiye’de bu kanunun kabul edilmesi ve yeni alfabenin yerleştirilmesi sürecine genel olarak verilen isimdir. Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Balkanlar’da Türkçe için bu alfabe kullanılır.

Türk alfabesinin içeriği, Latin harflerini yazı sistemlerinde kullanan diğer ülkelerin alfabeleriyle birebir aynı olmayıp Türk dilinin seslerini karşılamaları amacıyla türetilmiş harfleri bulundurmaktadır (Ç, Ş, Ğ, I, İ, Ö, Ü). Ayrıca ISO temel Latin alfabesinde yer alan Q, W ve X harfleri Latin asıllı Türk alfabesinde yer almaz.

Alfabede genellikle her bir harf bir foneme eş değerdir; ancak bazı harfler birden fazla sesi teşkil edebilir. Buna örnek olarak ‘e’ harfinin “gelmek” kelimesinin ilk hecesinde /æ/ sesini, son hecesinde ise /e/ sesini teşkil etmesi verilebilir. Türk alfabesindeki harflerin okunuşları bazı Batı dillerindeki harflerin okunuşlarından da farklıdır. Örneğin C harfinin okunuşu Türkçede /d͡ʒ/ iken İngilizcede /ˈsiː/ olarak okunabilir.[89]

Büyük harfler
ABCÇDEFGĞHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ
Küçük harfler
abcçdefgğhıijklmnoöprsştuüvyz
Not: Aslında kanuna göre “i” harfi, “ı” harfinden önce gelmesine rağmen yaygın ve yerleşmiş olan sıraya göre önce “ı”, sonra “i” gelmektedir.[90]

Türkçe ağızları[değiştir | kaynağı değiştir]

Ana Türkçe ağız gruplarının coğrafi dağılımı

Günümüzdeki standart Türkçe, İstanbul’da konuşulan Türkçe ağızı örnek alınarak oluşturulmuştur.[91] Bu “İstanbul Türkçesi“, Türkçeyi yazarken ve konuşurken model teşkil etmektedir ve kullanımı 1910’larda Ziya Gökalp ve Ömer Seyfettin gibi Türk yazarlar tarafından önerilmiştir.[92] Buna rağmen günümüzde modern Türkiye Cumhuriyeti‘ni de kapsayan tarihî Osmanlı İmparatorluğu coğrafyasında hâlâ konuşulmaya devam eden Türkçe ağız ve lehçeleri bulunmakta ve bu ağızlar özellikleri bakımından çeşitli gruplara ayrılmaktadır. Bu gruplara, kendi içlerinde de alt gruplara ayrılan Anadolu, Rumeli, Kıbrıs, Suriye ve Irak diyalekt bölgeleri dahildir. Ağızlar arasında bulunan bazı farklılıkların nedeni, bölgeye göre Lazca, Azerice, Arapça, Kürtçe veya Yunanca’nın bölgede konuşulan Türkçeye olan etkileridir.[93] Türkçenin bu alt dil grupları Türk araştırmacılar tarafından şive veya ağız olarak adlandırılıyor.

Anadolu ağızları[değiştir | kaynağı değiştir]

Anadolu ağız bölgesi, Türkiye’nin Anadolu topraklarını içerir.[94] Türkçe konuşan en büyük ve nüfusça en yoğun bölge olan Anadolu, içinde yer alan ana ağız grupları bakımından Doğu Grubu, Kuzeydoğu Grubu ve Batı Grubu olarak üçe ayrılır.[94] Prof. Dr. Leylâ Karahan’ın Anadolu Ağızlarının Sınıflandırılması adlı çalışması Anadolu ağızları üzerine yapılmış en geniş akademik çalışmadır. Anadolu’da özellikle Karadeniz Bölgesi, Güneydoğu Bölgesi ve Ege Bölgesi‘nde ağız farklılıkları belirgindir; ancak bu ağızlar, küçük yaşlardan itibaren eğitimde yazı dilinin kullanımı, basın-yayın gibi bazı sebeplerle yavaş yavaş kaybolmaktadır.

Ağızlar arasında pek çok ses değişimi vardır. Anadolu ağızlarında”açık e” (/ǝ/), “hırıltılı h” (//) ve “öndamaksıl n” (/ŋ/) sesleri, İstanbul ağzında bulunmamaktadır. Ege ağızlarında /r/ sesi kaybolmuştur: var gibi. Orta Anadolu ağızlarında /k/ sesi, /g/ olmuş (KonyaGonya, keçigeçi), p-b ses değişimi de yaşanmıştır (piliçbiliç). Kayseri yöresinde ö-ü sesleri değişmiştir: öküzoküz gibi. Doğu ve güneydoğu ağzında ise Arapçaya özgü, alema’lem gibi gırtlak sesleri bulunmaktadır. Karadeniz ağızlarında b-p değişimi görülür: bunupuni.

Rumeli ağızları[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkçenin ağızlarından Rumeli kolu ana ağız grupları bakımından Doğu Rumeli ve Batı Rumeli olarak ikiye ayrılır.[95] Ayrıca bu ağız yörelere göre Gagavuzca ile benzer veya aynı özellikler taşımaktadır.[96]

Batı Rumeli kolunun özellikleri Gyula Németh’in “Bulgaristan Türk Ağızlarının Sınıflandırılması Üzerine” adlı makalesinde, 8 maddede gösterilmiştir. Sonrasında birçok çalışmada da bu madde açıklaması benimsenmiş, uygulanmıştır. Batı Rumeli sahasının coğrafi sınırları Bulgaristan’da Tuna’nın hemen güneyindeki Lom’dan doğuya doğru Vraça, Sofya, Samokov’dan doğuya doğru ilerleyip Köstendil’e uzanır. Ayrıca Makedonya, Arnavutluk, Bosna-Hersek ve Sırbistan‘da Adakale‘yi uç olarak kapsar.[95]Kosova da Batı Rumeli Türkçesinin içinde yer alır.

Doğu Rumeli ağız bölgesi ise Batı Rumeli’nin doğusunda kalan bütün alanı kapsar. Bulgaristan’da Lom, Vraça, Sofya, Samokov ve Köstendil şehirlerinin doğusundan itibaren ülkenin tamamı, Yunanistan, Makedonya’nın güney kesimleri ve Türkiye’nin Trakya’sı (Doğu Trakya) bu sahanın içindedir.

Kıbrıs ağızları[değiştir | kaynağı değiştir]

Kıbrıs ağızları, Kıbrıs‘ta, daha ziyade yerli Kıbrıs Türklerinin konuştuğu, Türkçe ağzıdır. Türkiye’nin Taşeli yöresi ağzıyla (AlanyaAnamurAydıncık) benzerlik gösterir.

Kıbrıs ağızlarıyla ilgili ilk bilimsel çalışma Hasan Eren’in 1963 yılındaki bildirisidir.[97] Eren 1959 yılında adada yapmış olduğu üç aylık bir araştırma gezisi sırasında bazı köylerden derlediği malzeme yardımıyla Kıbrıs ağzının kökeni meselesini ele almıştır. Eren’in görüşüne göre Kıbrıs ağzının oluşumunda önce Konya ve yöresi, sonra da Antalya, İçel, Alanya gibi yerlerden yapılan göçler rol oynamıştır. Bu durum, adanın Osmanlı egemenliğine geçmesinden sonra Kıbrıs’a gönderilen Türk nüfus hakkındaki tarihi belgelerle de örtüşür.[98]

Diğer ağızlar[değiştir | kaynağı değiştir]

Suriye sahası, Türkiye Türkçesinin Batı Grubu ve çoklukla Doğu Grubu ağızlarına benzeyen bir ağız bölgesidir. Bu bölge, Suriye Türklerinin ağızlarının konuşulduğu alt ağız bölgesidir. Standart dil olarak Türkiye Türkçesi yazı dili kullanımdadır. Suriye bölgesi konusunda ağız çalışmaları beklenen düzeyin altındadır.

Irak sahası, Türkçe ile Azericenin sınırdaş oldukları bir sahadır. Kerkük, Musul, Telafer gibi yerleşim yerlerinde konuşulur. Standart dil olarak Türkiye Türkçesi yazı dili kullanımdadır. Kafkaslar’ın batı sahası için de benzer durum söz konusu edilmiştir. Gürcistan ve Ermenistan’ın yer aldığı bu saha da iki büyük Oğuz grubunun kesişim alanındadır.

Örnek Metinler
Yazı DiliBatı Rumeli
Kuzey Makedonya-Kosova
Doğu Rumeli
Rodoplar (Bulgaristan-Yunanistan)
KaradenizGüneydoğu AnadoluEge
gidiyorumgideym/cideymgityirinkitéyrım/cideyrumgidiremgidiveyom
ağladığım kadaragladıgım ka’ağladığım gıda(nı)āladuğum kadarağladıgım gadarağladığım gadā
görmüşgürmiş/cürmişgȫmüşkörmişgörmişgörmüş/gȫmüş
güzel kızgüzel/cüzel kızgüzel gızküzel kizgözel gızgüzel gız
ne yapacakmış?n’yapacak imiş?ni yapçāmış?n’ābaçāmiş?ne yapcahmış?n’apıvēcēmiş?
yağmura mı bakıyorsun?yagmura mi bakaysınyağmıra mı bakyısın?yāmora mi pakayisun?yagmıra mı bagıyorsunyağmıra mı bakıyoñ
koşacağımkoşacim/koşacagımkaşçankoşacağum/koşeceemgoşacağamgoşçem
Not: Harf ve kelimeler temsilîdir. Seslerde değişiklik olabilir.

Dil bilgisi[değiştir | kaynağı değiştir]

Dil bilgisi ya da gramer, bir dilin ses, biçim ve cümle yapısını inceleyip, kurallarını saptayan bir bilim dalıdır. Türkçe bu hususta sondan eklemeli bir dildir ve dilde pek çok son ek kullanılmaktadır. Bir kelimede birden fazla ek yer alabilir ve bu ekler yapım ekleri ve çekim ekleri olmak üzere iki kategoriye ayrılır. Yapım ekleri, isimlerden ve sıfatlardan fiil, fiillerden de isim ve sıfat üretmek için kullanılır.[99]Çekim ekleri ise kelimenin anlamında değişikliğe yol açmadan kelimenin hali, sayısı, kişisi gibi özelliklerini belirtir. Dilin eklemeli olma özelliği, Çekoslovakyalılaştıramadıklarımızdanmışsınızcasına gibi pek çok uzun kelimenin yaratılmasına olanak sağlamaktadır. Bu kadar uzun kelimeler bir istisna olsa da, günlük hayatta ve medya da uzun kelimelere sıklıkla rastlanılmaktadır. Dilde bulunan tek yerli ön ek ise, aliterasyon ile oluşturulan, sımsıcak ve masmavi gibi bir özelliği kuvvetlendirici eklerden oluşur.

Türkçede doğru tümce yapısı, özne, tümleç, yüklem biçimindedir; ancak Türkçe esnek bir dildir.[100] Bu yüzden günlük yaşamda devrik tümceler sıklıkla kullanılır. Örneğin, “Bugün yazılı sınav olacağız.” tümcesine eşdeğer “Yazılı sınav olacağız, bugün. tümcesi kurulabilir. Bu tür tümceler daha şiirsel anlatıma sahiptir. Türkçede kısa yoldan anlatım da ön plandadır. Örneğin, “sobayı yak” derken “sobanın içindeki odun ve kömürleri yak” anlamındadır. Bunun dilbilgisindeki adı “ad aktarması“dır.[101]

Türkçede kişi adılları altı tanedir. Örneğin Türkiye Türkçesinde, ben, sen, o, biz, siz, onlar biçimindedir. Türkçedeki önemli bir başka özellik, “siz” adılının kibar olarak 2. tekil kişiyi (sen) belirtmesidir.

Tarihçe[değiştir | kaynağı değiştir]

Bir Türki dilin dilbilgisi hakkında tarihteki ilk kaynağın Kaşgarlı Mahmud‘un 11. yüzyılda yazdığı düşünülen “Kitâbu Cevâhirü’n-nahv” adlı kitabı olduğu varsayılmaktadır; ancak günümüzde yapıt hâlâ bulunmamıştır.[102]

Türkçe yazılmış ilk dilbilgisi kitabı Bergamalı Kadri‘nin “Müyessiretü’l-Ulûm” (1559) adlı yapıtıdır. Yapıtta örnekler Türkçedir, fakat dil kuralları Arapçanın kurallarına uydurulmuştur. Tanzimat döneminde başta Ahmet Cevdet (1851) ve Fuat Paşa’nın (1865) kitaplarında Osmanlıcanın yapısı göz önünde tutulmuştur. 1908’de ilan edilen Meşrutiyet’ten sonra, Hüseyin Cahit’in “Sarf ve Nahiv” adlı eserinin dilbilgisi konusunda önemli bir yeri vardır. Bu kitapta Fransızca dilbilgisinin etkisi görülür. Cumhuriyet Döneminin ilk esaslı dilbilgisi kitabı, İbrahim Necmi Dilmen’in 1939 tarihli “Türkçe Gramer” adlı yapıtıdır. 1940′tan sonra pek çok Türkçe dilbilgisi kitabı yazılmıştır. Bunlardan önemli olanları: Tahsin Banguoğlu’nun “Ana Hatlarıyla Türk Grameri” (1940), Tahir Nejat Gencan’ın “Dilbilgisi” (1950-1954) ve Muharrem Ergin’in “Türkçe Dil Bilgisi”dir (1958)

Sözcük türeme farkı[değiştir | kaynağı değiştir]

Özelliği gereği sona eklemeli bir dil olduğundan Türkçede basit bir kökten çok sayıda sözcük türetmek mümkündür. Bu özelliğin bulunmadığı Hint-Avrupa dilleri kolundan gelen İngilizce, Almanca ve İspanyolca aşağıda Türkçe ile karşılaştırılmıştır.

Türkiye TürkçesiİngilizceAlmancaİspanyolca
GözeyeAugeojo
GözlükeyeglassesBrillegafas
Gözlükçüoptician: someone who sells glassesAugenoptiker, Brillenverkäuferóptico, vendedor de gafas
Gözlükçülükthe business of selling glassesDas Geschäft des Brillenverkaufes,
Der Beruf des Augenoptikers
óptica, tienda donde se venden gafas

Ve eylemden türeme:

Türkiye TürkçesiİngilizceAlmancaİspanyolca
yat-lay downlege (dich) hin, schlafe!acostarse
yatır-lay down [that is, cause to lie down]lege anacostar [a alguien]
yatırıminstance of laying down: investmentInvestitioninversión
yatırımcıdepositor, investorKapitalanleger, Investorspónsor, inversor
yatırımcılıkto be an investorein Investor seinser un inversor

Yeni sözcükler ayrıca var olan iki eski sözcüğün birleşmesi ile de yaratılır. Bu, Türkçe ve Almanca ile İngilizcenin paylaştığı bir ayrıklık benzerliği oluşturur. Altta bazı örnekler:

Türkiye Türkçesiİngilizceyeni sözcükleri oluşturan temel sözcüklerAçıklama
pazartesiMondaypazar (“Sunday”) ve ertesi (“after”)pazardan sonra
bilgisayarcomputerbilgi (“information”) ve say- (“to count”)bilgi sayıcı
gökdelenskyscrapergök (“sky”) ve del- (“to pierce”)gök delici
başparmakthumbbaş (“prime”) ve parmak (“finger”)birincil parmak
önyargıprejudiceön (“pre/proto”) ve yargı (“splitting; judgement”)ön yargı
kahvaltıbreakfastkahve (“coffée”) ve alt

Eklerle tümce oluşturma[değiştir | kaynağı değiştir]

Diğer yaygın olarak konuşulan dillerle karşılaştırıldığında, daha az sayıda sözcük ve harf ile daha çok bilgi aktarmak olanaklıdır. Diğer pek çok dilde olmayan bir özelliğe göre, bir sözcük köküne ekler ekleyerek, tek sözcüklü tümce oluşturulabilir.

Türkiye TürkçesiİngilizceAlmancaİspanyolcaHollandaca
evhouseHauscasahuis
evdeat home, within the housezu Hauseen casathuis
evinizyour houseIhr Haussu casajullie huis
evinizdeat your housein Ihrem Hauseen su casain jullie huis
evinizdeyizwe are at your housewir sind in Ihrem Hauseestamos en su casawij zijn in jullie huis

Büyük ve küçük ünlü uyumu[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkiye Türkçesinde büyük ünlü uyumu ve küçük ünlü uyumu olarak bilinen iki ünlü uyumu vardır. En yaygın ve kapsamlı olan, büyük ünlü uyumudur. Küçük ünlü uyumu, Türkiye Türkçesinde genelde geçerli iken, diğer Türki dillerde bu uyum pek aranmaz zira küçük ünlü uyumu, ileri ve keyfî bir uyum düzeyidir.

Büyük ünlü uyumu konusunda kural dışı kalan çok az kelime mevcuttur ki, bunların büyük bir kısmı yabancı kökenli sözcüklerdir. İstisna oluşturan birkaç kelime de, köken bakımıyla Türkçe olup uyum dışına çıkan sözlerdir: elma (kalın bir ünlü (a, ı, o, u) varsa, izleyen hecelerde de kalın heceler; ince bir ünlü (e, i, ö, ü) varsa, izleyen hecelerde de ince ünlüler yer alır. Küçük ünlü uyumunda sözcüğün ilk hecesi düz ünlüyle başlamışsa (a, e, ı, i) diğer hecelerde düz ünlüyle devam eder.

Örnek:

  • büyük ünlü uyumu: balta – baltalar; arı – arılar; top – toplar; uçak – uçaklar
  • küçük ünlü uyumu: ev – evler; istek – istekler; örtü – örtüler; ünlü – ünlüler

Ses bilimi (fonoloji)[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkçede iki adet ses ya da fonem grubu vardır. Bunlardan ilki ağızdan sürekli ve engelsiz çıkan ünlü seslerdir. Türkçede dokuz adet ünlü ses bulunur. Bunlar
/ä/,
/e/,
/ɛ/,
/i/,
/ɯ/,
/o/,
/ø/,
/u/,
/y/ sesleridir. Bunlardan beşi ince, dördü kalındır. Bunlardan,
/ɛ/,
/e/,
/i/,
/ø/ ve
/y/ sesleri, ince seslerdir. Diğer
/ä/,
/ɯ/,
/o/ ve
/u/ sesleri ise kalın seslerdir. Türkçede bulunan diğer bir ses grubu ise ünsüz seslerdir.

Ünsüz sesler[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkçe Standart Ünsüz Sesler
DudaksıDişcilYarı DişcilÖn DamaksılArka DamaksılGırtlaksıl
Genizcil[m][n][ņ][ŋ]
Süreksiz[p][b][t][d][t͡ʃ][d͡ʒ][kʲ][ɡʲ][k][ɡ]
Sürtünmeli[f][v][s][z][ʃ][ʒ][ķ][ģ][q][ɰ][h]
Sürekli[w][ɫ][l][j]
Titrek[ɾ]

Türk dilleri arasında bazı ses farklılıkları vardır. Örneğin arka damaksıl genizcil n sesi olan [ŋ] sesi Türkiye Türkçesinde, Azerbaycancada ve bâzı diğer Türk dillerinde yoktur. Buna rağmen [ŋ] Öz Türkçe bir sestir. İlk Türkçede bu ses /nk/ olarak geçer. Bâzı örnekleri şunlardır: menke (baŋa), bunk (buŋ), tenkri (taŋrı), -nink (-niŋ)… Zaman içinde düşen [g] sesi [ŋ] sesinin de yok olmasını sağlamıştır. Bir başka farklılık ise [ʒ] sesidir. Diğer Türk dillerinde bu ses bulunmaz; ancak Kazakçada bu durum farklıdır. Öz Türkçe /j/ sesleri, yani “y” sesleri [ʒ] yani “j” seslerine dönüşür. Örneğin: yok → joq, yıl → jıl, yay → jay… Aynı durum Kırgızca için de geçerlidir. Türkçede [d͡ʒ] yani “c” sesi olmamasına rağmen Kırgızcada baştaki [j] yani “y” sesleri bu sese dönüşmüştür. Örneğin: yol → col, yıldız → cıldız… Bunun dışında bâzı sesler ise yalnızca Türkiye Türkçesi ve Azerbaycanca, Türkmence gibi daha batıda ve Oğuz öbeği içerisindeki dillere özgü sesler vardır. Örneğin ince ünlülerle kullanılan “ğ” sesi /ʝ/ ve kalın ünlülerle kullanılan “ğ” sesi /ɣ/ Öz Türkçede bulunmaz. Buna rağmen Oğuz grubu dillerde bulunur. Bu seslerin tümü “g” yani /ɟ/ sesinden gelir.

Ünlü sesler[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkçe Standart Ünlü Sesler
İnceKalın
Düz Yuvarlak Düz Yuvarlak
Açıkiüıu
Kapalıeöao

Eski Türkçede uzun ünlü bulunduğuna dair ortaya konan çalışmalar bulunmakla birlikte bugünkü Türkçede Arapça ve Farsça gibi dillerden alınan sözler ve hakan, hatun, yarın gibi bazı istisnalar dışında uzun ünlülü sözcük bulunmaz.[103]

Türkçede ses evrimi[değiştir | kaynağı değiştir]

Türk dillerinde zaman içinde değişen belli başlı sesler vardır. İlk Türkçeden bu yana değişimi olağan olan evrimler olduğu gibi değişimi olağan olmayanları da vardır.[104]

  • Eski Türkçede ilk ve son sesteki -b- ve -b sesleri -w- ve -w seslerine dönüşür. Buna bir örnek: eb (Göktürkçe) → ew (Uygurca → ev (Oğuzca) Ayrıca burada görüldüğü gibi, -b sesinden gelen -w sesleri zamanla -v seslerine dönüşebilir. Baştaki b- sesleri w- sesine dönüşmez.
  • Türkçedeki en büyük ses değişimlerinden biri d>y değişimidir. Eski Türkçede bulunan neredeyse bütün -d- ve -d sesleri, -y- ve -y seslerine dönüşmüştür, buna rağmen d- sesleri kalmıştır. Bu değişme birçok Türk diyalektinde gerçekleşmiştir. Buna örnek: édgü (Eski Türkçe) → éyü → iyi, adrı (Eski Türkçe) → ayrı (Oğuzca)[104]
  • Türkiye Türkçesinde ŋ>n dönüşümü vardır. Ancak bu dönüşüm yalnızca Batı Türkçeleri içindir. Azerbaycan Türkçesi, Balkan Türkçesi, Türkiye Türkçesi ve diğer batı lehçeler dışında /ŋ/ sesleri korunmuştur ve hâlâ kullanılmaktadır. (örneğin: geliniz (Türkiye Türkçesi), geliŋiz Türkmence) Bu evrime örnekler: biŋ- → bin-, soŋ → son, beŋiz → beniz… Aynı zamanda, yine batı lehçeleri için olan ŋ>m dönüşümü vardır; ancak bu evrim asla kökte olmaz. her zaman türemiş veya birleşik sözcüklerde olur. Örneğin: koŋşu → komşu, toŋuz → domuz, köŋlek → gömlek[104]
  • Türkiye Türkçesinde é>i, i>é, é>e, e>i sesleri birbirine dönüşür. Bu üç ses arasında en açık olanı /é/ (/ɛ/), en kapalı olanı ise /i/ (/i/) Bu dönüşümlerden e>i dönüşümü direkt değildir. Yani ses direkt e>i biçiminde olmaz. Buradaki /e/ sesi önce /é/ daha sonra /i/ sesine dönüşür. Ancak bu evrim çok hızlı olduğundan yazılı kaynaklarda belirtilmez. Bu yüzden böyle geçer. Bu evrime örnekler: éyi → iyi; bir- → ver-; béş → beş; eşit- → işit-[104]
  • Türkiye Türkçesinde k- sesleri g- seslerine dönüşür. Örneğin: kel- → gel-, kit- → git-, kök → gök[104]
  • Türkiye Türkçesinde t- sesleri d- seslerine dönüşür. Örneğin: tag → dağ, til → dil, tök- → dök-[104]
  • Türkiye Türkçesinde b- sesleri v- seslerine dönüşür. Örneğin: bar- → var, bir- → vir- → ver-, bar → var[104]
  • Türkiye Türkçesinde b- sesleri p- seslerine dönüşür. Örneğin: barmak → parmak, büre → pire, buŋar → pınar[104]
  • Türkiye Türkçesinde -g sesleri -ğ seslerine, sonra -v seslerine dönüşür. Örneğin: kog- → koğ- → kov-, tög- → döğ- → döv-[104]
  • Türkiye Türkçesinde ü sesleri i seslerine dönüşür. Örneğin: düz- → diz-, büre → pire[104]
  • Türkiye Türkçesinde o sesleri u seslerine dönüşür. Örneğin: oyan- → uyan-, yokaru → yukarı, bodun → budun → buyun[104]
  • Türkiye Türkçesinde ö sesleri ü seslerine dönüşür. Örneğin: közel → güzel, kökerçin → güvercin[104]
  • Türkiye Türkçesinde ü sesleri e seslerine dönüşür. Örneğin: törü → töre, töpü → tepe[104]
  • Türkiye Türkçesinde u sesleri a seslerine dönüşür. Örneğin: boguz → boğaz[104]

Türkiye Türkçesinde basit zamanlar[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkçede Geçmiş Zaman Tablosu: (-dı)
Kişigit-gel-ara-
1. Tekil Kişi (Ben)git-ti-mgel-di-mara--m
2. Tekil Kişi (Sen)git-ti-ngel-di-nara--n
3. Tekil Kişi (O)git-tigel-diara-
1. Çoğul Kişi (Biz)git-ti-kgel-di-kara--k
2. Çoğul Kişi (Siz)git-ti-nizgel-di-nizara--nız
3. Çoğul Kişi (Onlar)git-ti-lergel-di-lerara--lar

Geçmiş zaman[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkiye Türkçesindeki geçmiş zaman işlevi iki ayrı ek ile yapılır. Bunlardan birisi öğrenilen geçmiş zaman olarak belirtilen yapıdır ve -mIş ekinin -mış, -miş, -muş, -müş şekilleriyle yapılır. Diğer yapı, görülen geçmiş zaman olarak belirtilir ve -DI ekinin -dı, -di, -du, -dü; -tı, -ti, -tu, -tü şekilleriyle yapılır. Bu şekil çokluğunun nedeni Türkiye Türkçesinde ileri düzeydeki ünlü ve ünsüz uyumudur. (Örneğin, gel- eylemine -di eklenip geldi oluşturulurken, aynı eylemin geliş- şekline -ti eklenip gelişti kurulur. Bu örneklerin ilkindeki “l” ünsüzü “d”yi kabul ederken, “e” ünlüsü de “i”yi kabul etmiştir. İkinci örnekteki “ş” ünsüzü ise d yerine “t”yi kabul etmekte ve o şekilde eklenmektedir.)

Öğrenilen geçmiş zaman (-mış, -miş, -muş, -müş) tümceye öğrenilmişlik, duyulmuşluk anlamı katmaktadır. Görülen geçmiş zamanda (-dı, -di, -du, -dü; -tı, -ti, -tu, -tü) ise tümceye görülen bir bilgiyi vermektedir. Zaman ekinden sonra kişi eki gelir: de-di-m, yetiş-ti-k, sor-du-lar vb.[105]

Şimdiki zaman[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkiye Türkçesinde şimdiki zamanlı bir tümce kurabilmek için eylem kökünün sonuna “-yor” eki getirilir. Geniş Türkçe coğrafyası içinde yalnızca Türkiye Türkçesinde bulunan bu ek, tarihî nedenlerden ötürü tek şekillidir (sadece -yor): geliyor, bakıyor, düşüyor, soruyor vb.

Bu ek aslında bir ek değildir. İlk Türkçe bu ek “yorı-” eyleminden gelir. Örneğin “geliyorum” demek için “kel-e yorır men” derdiler. Burada “kel-“, “gel-” anlamında “men” ise “ben” anlamındadır. Zaman için çok kullanılan bu yapı Türkçenin sondan eklemeli olması nedeniyle ekleşmiştir. Ancak her zaman “-yor” biçiminde kalır.[51]

“-yor” eki, ünsüzle biten eylemlerden sonra gelirken, ekle eylem arasına, kalın-ince durumuna göre bir yardımcı ses alır: gel-i-yor, dur-u-yor vb. Ünlü ile biten eylemlerde, yardımcı sese gerek kalmaz. Bu tür durumda yalnızca ek daralabilir: de-yor > di-yor, başla-yor > başlı-yor vb.

Bu şimdiki zaman eki, hem şekli hem kullanım tarzı açısından, Türkiye Türkçesinde ayrıklı bir özelliğe sahiptir. Zaman ekinden sonra kişi eki gelir: seslen-i-yor-uz, dur-u-yor-um vb.[105]

-mekte -makta ekleri de tümceye şimdiki zaman anlamını kazandırır.
Ders çalışmaktayım.
Seni düşünmekteyim.

Türkçede Şimdiki Zaman Tablosu (-yor):

Kişigit-gel-ara-
1. Tekil Kişi (Ben)gid-i-yor-umgel-i-yor-umarı-yor-um
2. Tekil Kişi (Sen)gid-iyor-sungel-i-yor-sunarı-yor-sun
3. Tekil Kişi (O)gid-iyorgel-i-yorarı-yor
1. Çoğul Kişi (Biz)gid-iyor-uzgel-i-yor-uzarı-yor-uz
2. Çoğul Kişi (Siz)gid-iyor-sunuzgel-i-yor-sunuzarı-yor-sunuz
3. Çoğul Kişi (Onlar)gid-iyor-largel-i-yor-lararı-yor-lar

Türkçede Şimdiki Zaman Tablosu (-makta):

Kişigit-gel-ara-
1. Tekil Kişi (Ben)git-mekte-y-imgel-mekte-y-imara-makta-y-ım
2. Tekil Kişi (Sen)git-mekte-singel-mekte-sinara-makta-sın
3. Tekil Kişi (O)git-mektegel-mekteara-makta
1. Çoğul Kişi (Biz)git-mekte-y-izgel-mekte-y-izara-makta-y-ız
2. Çoğul Kişi (Siz)git-mekte-sinizgel-mekte-sinizara-makta-sınız
3. Çoğul Kişi (Onlar)git-mekte-lergel-mekte-lerara-makta-lar

Gelecek zaman[değiştir | kaynağı değiştir]

-AcAk -ecek,-acak ek şekilleri ile yapılır. Ünsüzden sonra ek doğrudan gelirken, ünlü ile biten eylemlere eklenmeden önce, yardımcı ünsüz gelir.[105]
Türkçede Gelecek Zaman Tablosu (-acak):

Kişigit-gel-ara-
1. Tekil Kişi (Ben)gid-eceğ-imgel-eceğ-imara-y-acağ-ım
2. Tekil Kişi (Sen)gid-ecek-singel-ecek-sinara-y-acak-sın
3. Tekil Kişi (O)gid-ecekgel-eceğara-y-acak
1. Çoğul Kişi (Biz)gid-eceğ-izgel-eceğ-izara-y-acağ-ız
2. Çoğul Kişi (Siz)gid-ecek-sinizgel-ecek-sinizara-y-acak-sınız
3. Çoğul Kişi (Onlar)gid-ecek-lergel-ecek-lerara-y-acak-lar

Geniş zaman[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkiye Türkçesinde geniş zaman eylem sonuna -r, -er, -ar ek şekillerinden biri getirilerek oluşturulur.[105]
Türkçede Geniş Zaman Tablosu (-r):

Kişigit-gel-ara-
1. Tekil Kişi (Ben)gid-e-r-imgel-i-r-imara-r-ım
2. Tekil Kişi (Sen)gid-e-r-singel-i-r-sinara-r-sın
3. Tekil Kişi (O)gid-e-rgel-i-rara-r
1. Çoğul Kişi (Biz)gid-e-r-izgel-i-r-izara-r-ız
2. Çoğul Kişi (Siz)gid-e-r-sinizgel-i-r-sinizara-r-sınız
3. Çoğul Kişi (Onlar)gid-e-r-lergel-i-r-lerara-r-lar

Türkiye Türkçesinde birleşik zamanlar[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkçede zamanlar çok çeşitlidir ve varlıklıdır. Yalnızca bir zaman belirtmek zorunda olmazsınız. Türkçede bunun için ek eylem yapısı vardır. Türkçede ek eylem dört ayrı çekimlidir. Bunlardan biri ek olarak kullanılan “-dir” diğerleri ise “idi“, “imiş“, “ise” olmaktadır. Bunların dördü de olmak (İlk Türkçede bolmak) anlamına gelen i- eyleminden gelir. Bu eylemin İlk Türkçede durumu “er-” biçimindedir, zamanla “i-” biçiminde kalmıştır. Türkçede ek eylem için “olmak” eylemi kullanılmaz. Çünkü bu eylem, yardımcı eylem olarak kullanılır, bunun yerine “er-” eylemi ek eylem olarak kullanılır. Bu yüzden kullanılmaz ancak kullanılması anlamsız kalmaz.[106]

Geniş Zaman[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkçede herhangi bir zamanın genişini (-dir) eki yapar.

Türkçede Geniş Zaman Tablosu (yaz-):

KişiŞimdiki ZamanGörülen Geçmiş ZamanDuyulan Geçmiş ZamanGelecek ZamanGeniş Zaman
1. Tekil Kişi (Ben)yaz-ı-yor-um-duryaz-dı-m-dıryaz-mış-ım-dıryaz-acağ-ım-dıryaz-a-r-ım-dır
2. Tekil Kişi (Sen)yaz-ı-yor-sun-duryaz-dı-n-dıryaz-mış-sın-dıryaz-acak-sın-dıryaz-a-r-sın-dır
3. Tekil Kişi (O)yaz-ı-yor-duryaz-dı-dıryaz-mış-dıryaz-acak-dıryaz-a-r-dır
1. Çoğul Kişi (Biz)yaz-ı-yor-uz-duryaz-dı-k-dıryaz-mış-ız-dıryaz-acağ-ız-dıryaz-a-r-ız-dır
2. Çoğul Kişi (Siz)yaz-ı-yor-sunuz-duryaz-dı-nız-dıryaz-mış-sınız-dıryaz-acak-sınız-dıryaz-a-r-sınız-dır
3. Çoğul Kişi (Onlar)yaz-ı-yor-lar-dıryaz-dı-lar-dıryaz-mış-lar-dıryaz-acak-lar-dıryaz-a-r-lar-dır

Görülen geçmiş zaman[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkçede herhangi bir zamanın görülen geçmişini “idi” yapar. Ancak bu ekleşebilir de. Örneğin “yazmış idi” yerine “yazmıştı” kullanılabilir. Böyle ekli kullanım günlük yaşamda daha çok kullanılır; ancak yazı dilinde “idi” biçiminde geçebilir.

Türkçede Görülen Geçmiş Zaman Tablosu (yaz-):

KişiŞimdiki ZamanGörülen Geçmiş ZamanDuyulan Geçmiş ZamanGelecek ZamanGeniş Zaman
1. Tekil Kişi (Ben)yaz-ı-yor-(du-m) (idi-m)yaz-dı (-y--m) (idi-m)yaz-mış-(-m) (idi-m)yaz-acak-(-m) (idi-m)yaz-a-r-(-m) (idi-m)
2. Tekil Kişi (Sen)yaz-ı-yor-(du-n) (idi-n)yaz-dı (-y--n) (idi-n)yaz-mış-(-n) (idi-n)yaz-acak-(-n) (idi-n)yaz-a-r-(-n) (idi-n)
3. Tekil Kişi (O)yaz-ı-yor-(du) (idi)yaz-dı (-y-) (idi)yaz-mış-() (idi)yaz-acak-() (idi)yaz-a-r-() (idi)
1. Çoğul Kişi (Biz)yaz-ı-yor-(du-k) (idi-k)yaz-dı (-y--k) (idi-k)yaz-mış-(-k) (idi-k)yaz-acak-(-k) (idi-k)yaz-a-r-(-k) (idi-k)
2. Çoğul Kişi (Siz)yaz-ı-yor-(du-nuz) (idi-niz)yaz-dı (-y--nız) (idi-niz)yaz-mış-(-nız) (idi-niz)yaz-acak-(-nız) (idi-niz)yaz-a-r-(-nız) (idi-niz)
3. Çoğul Kişi (Onlar)yaz-ı-yor-(lar-) (-lar idi)yaz-dı (-y--lar) (-lar idi)yaz-mış-(lar-) (-lar idi)yaz-acak-(lar-) (-laridi)yaz-a-r-(lar-) (-lar idi)

Duyulan geçmiş zaman[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkçede herhangi bir zamanın görülen geçmişini “imiş” yapar. Ancak bu ekleşebilir de. Örneğin “yazmış imiş” yerine “yazmışmış” kullanılabilir. Böyle ekli kullanım günlük yaşamda daha çok kullanılır; ancak yazı dilinde “imiş” biçiminde geçebilir.

Türkçede Duyulan Geçmiş Zaman Tablosu (yaz-):

KişiŞimdiki ZamanGörülen Geçmiş ZamanDuyulan Geçmiş ZamanGelecek ZamanGeniş Zaman
1. Tekil Kişi (Ben)yaz-ı-yor-(muş-um) (imiş-im)yaz-dı (-y-mış-ım) (imiş-im)yaz-mış-(mış-ım) (imiş-im)yaz-acak-(mış-ım) (imiş-im)yaz-a-r-(mış-ım) (imiş-im)
2. Tekil Kişi (Sen)yaz-ı-yor-(muş-sun) (imiş-sin)yaz-dı (-y-mış-sın) (imiş-sin)yaz-mış-(mış-sın) (imiş-sin)yaz-acak-(mış-sın) (imiş-sin)yaz-a-r-(mış-sın) (imiş-sin)
3. Tekil Kişi (O)yaz-ı-yor-(muş) (imiş)yaz-dı (-y-mış) (imiş)yaz-mış-(mış) (imiş)yaz-acak-(mış) (imiş)yaz-a-r-(mış) (imiş)
1. Çoğul Kişi (Biz)yaz-ı-yor-(muş-uz) (imiş-iz)yaz-dı (-y-mış-ız) (imiş-iz)yaz-mış-(mış-ız) (imiş-iz)yaz-acak-(mış-ız) (imiş-iz)yaz-a-r-(mış-ız) (imiş-iz)
2. Çoğul Kişi (Siz)yaz-ı-yor-(muş-sunuz) (imiş-siniz)yaz-dı (-y-mış-sınız) (imiş-siniz)yaz-mış-(mış-sınız) (imiş-siniz)yaz-acak-(mış-sınız) (imiş-siniz)yaz-a-r-(mış-sınız) (imiş-siniz)
3. Çoğul Kişi (Onlar)yaz-ı-yor-(lar- mış) (-lar imiş)yaz-dı (-lar-mış) (-lar imiş)yaz-mış-(mış-lar) (imiş-ler)yaz-acak-(mış-lar) (imiş-ler)yaz-a-r-(mış-lar) (imiş-ler)

Şart[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkçede herhangi bir zamanın görülen geçmişini “ise” yapar. Ancak bu ekleşebilir de. Örneğin “yazmış ise” yerine “yazmışsa” kullanılabilir. Böyle ekli kullanım günlük yaşamda daha çok kullanılır; ancak yazı dilinde “ise” biçiminde geçebilir.

Türkçede Şart Tablosu (yaz-):

KişiŞimdiki ZamanGörülen Geçmiş ZamanDuyulan Geçmiş ZamanGelecek ZamanGeniş Zaman
1. Tekil Kişi (Ben)yaz-ı-yor-(sa-m) (ise-m)yaz-dı (-y-sa-m) (ise-m)yaz-mış-(sa-m) (ise-m)yaz-acak-(sa-m) (ise-m)yaz-a-r-(sa-m) (ise-m)
2. Tekil Kişi (Sen)yaz-ı-yor-(sa-n) (ise-n)yaz-dı (-y-sa-n) (ise-n)yaz-mış-(sa-n) (ise-n)yaz-acak-(sa-n) (ise-n)yaz-a-r-(sa-n) (ise-n)
3. Tekil Kişi (O)yaz-ı-yor-(sa) (ise)yaz-dı (-y-sa) (ise)yaz-mış-(sa) (ise)yaz-acak-(sa) (ise)yaz-a-r-(sa) (ise)
1. Çoğul Kişi (Biz)yaz-ı-yor-(sa-k) (ise-k)yaz-dı (-y-sa-k) (ise-k)yaz-mış-(sa-k) (ise-k)yaz-acak-(sa-k) (ise-k)yaz-a-r-(sa-k) (ise-k)
2. Çoğul Kişi (Siz)yaz-ı-yor-(sa-nız) (ise-niz)yaz-dı (-y-sa-nız) (ise-niz)yaz-mış-(sa-nız) (ise-niz)yaz-acak-(sa-nız) (ise-niz)yaz-a-r-(sa-nız) (ise-niz)
3. Çoğul Kişi (Onlar)yaz-ı-yor-(lar-sa) (-lar ise)yaz-dı (-lar-sa) (-lar ise)yaz-mış-(lar-sa) (-lar ise)yaz-acak-(sa-lar) (ise-ler)yaz-a-r-(sa-lar) (ise-ler)

Diğer birleşik zamanlar[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkçede birleşik zamanlı yapan yapan “i-” eyleminin yanında aynı anlamda “ol-” eylemi de görev yapar. Hiçbir zaman “-yor” ve “-acak” eklerini almayan “i-” eyleminin bu eksikliğini “ol-” eylemi doldurur. Örneğin “gitmiş iyorlar” yerine “gitmiş oluyorlar” kullanılır.[107]

-mış olacak[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkçede birleşik zaman yapan “ol-” eyleminin görevlerinden biri “-mış olmak” yapmaktır. Buna göre eylem duyulan geçmiş zamana göre çekimlenir, daha sonra olacak eylemini alır, ki bu yüklem olur, sonra kişi eki koyulur.

Türkçede -mış olacak Tablosu (yaz-):

KişiOlumluOlumsuzSoru
1. Tekil Kişi (Ben)yaz-mış ol-acağ-ımyaz-ma-mış ol-acağ-ımyaz-mış ol-acak mı-y-ım?
2. Tekil Kişi (Sen)yaz-mış ol-acak-sınyaz-ma-mış ol-acak-sınyaz-mış ol-acak mı-sın?
3. Tekil Kişi (O)yaz-mış ol-acakyaz-ma-mış ol-acakyaz-mış ol-acak mı?
1. Çoğul Kişi (Biz)yaz-mış ol-acağ-ızyaz-ma-mış ol-acağ-ızyaz-mış ol-acak mı-y-ız?
2. Çoğul Kişi (Siz)yaz-mış ol-acak-sınızyaz-ma-mış ol-acak-sınızyaz-mış ol-acak mı-sınız?
3. Çoğul Kişi (Onlar)yaz-mış ol-acak-laryaz-ma-mış ol-acak-laryaz-mış ol-acak-lar mı?

-yor olacak[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkçede birleşik zaman yapan “ol-” eyleminin görevlerinden bir diğeri “-yor olmak” yapmaktır. Buna göre eylem şimdiki geçmiş zamana göre çekimlenir, daha sonra olacak eylemini alır, ki bu yüklem olur, sonra kişi eki koyulur. Bu biçimde çekimlenen eylemler “gelecek zaman” anlamı vermezler; ancak gelecek zaman içerisinde yapılıyor olacağını belirtir. Bu da bir iş kılışın, oluşun veya durumun gelecekte yapılıyor olacağını gösterir.

Türkçede -mış olacak Tablosu (yaz-):

KişiOlumluOlumsuzSoru
1. Tekil Kişi (Ben)yaz-ı-yor ol-acağ-ımyaz-mı-yor ol-acağ-ımyaz-ı-yor ol-acak mı-y-ım?
2. Tekil Kişi (Sen)yaz-ı-yor ol-acak-sınyaz-mı-yor ol-acak-sınyaz-ı-yor ol-acak mı-sın?
3. Tekil Kişi (O)yaz-ı-yor ol-acakyaz-mı-yor ol-acakyaz-ı-yor ol-acak mı?
1. Çoğul Kişi (Biz)yaz-ı-yor ol-acağ-ızyaz-mı-yor ol-acağ-ızyaz-ı-yor ol-acak mı-y-ız?
2. Çoğul Kişi (Siz)yaz-ı-yor ol-acak-sınızyaz-mı-yor ol-acak-sınızyaz-ı-yor ol-acak mı-sınız?
3. Çoğul Kişi (Onlar)yaz-ı-yor ol-acak-laryaz-mı-yor ol-acak-laryaz-ı-yor ol-acak-lar mı?

Söz varlığı[değiştir | kaynağı değiştir]

TDK’nin çıkardığı Güncel Türkçe Sözlük‘e göre Türkçenin %86’sını Türkçe kökenli sözcükler oluştururken diğer %14’ünü başta Arapça olmak üzere Fransızca, Farsça, Yunanca gibi çeşitli dillerden geçmiş sözcükler oluşturmaktadır.

2005’te yayınlanan Güncel Türkçe Sözlük 104.481 sözcük içerir. Sonraki yeni çalışmalarla 616.767 sözcük kapsar duruma gelen sözlük ile birlikte yabancı sözcük oranı da değişmiştir. Bu sözlükte yer alan sözcüklerin %14’ünün yabancı kökenli olduğu Türk Dil Kurumu (TDK) tarafından tespit edilmiştir.

1998 yılında TDK tarafından yayınlanmış ve yalnızca günlük kullanımı yaygın sözcüklerin dahil edildiği, Türkçe Sözlük‘e göre ise Türkçede yer alan sözcüklerin %35’i Arapça, %34’ü Batı dilleri, %24’ü Türki ve %7’si Farsça kökenlidir.[108] Aralarında yaklaşık 46.000 sözcük içeren Misalli Büyük Türkçe Sözlük ile 44.000 sözcük içeren 1996 basımı Büyük Türkçe Sözlük‘ün de bulunduğu diğer sözlükler de Türkçenin söz varlığı konusunda Türkçe Sözlük‘e benzer sonuçlar ortaya koymaktadır.[108]Ötüken Neşriyat‘ın hazırladığı Türkçe Sözlük’te 246.000 sözcük bulunmaktadır.[109]

Şu an için, Türkçenin en gelişmiş sözlüğü Büyük Türkçe Sözlük’te söz, deyim, terim ve ad olmak üzere toplam 616.767 söz varlığı bulunmaktadır. Türkçenin bütün söz varlığını bir araya getiren ve ortak bir veri tabanında kullanıma sunulan Büyük Türkçe Sözlük (TDK), yazı dilinin söz varlığının yanı sıra bütün bilim, sanat ve spor terimlerini, yer adlarını, kişi adlarını, Türkiye bölge ağızlarındaki ve kaynaklardaki sözcükleri, deyimleri içermektedir.[110]

Türkçedeki yabancı kökenli sözcükler[değiştir | kaynağı değiştir]

Her ne kadar Atatürk’ün dil devrimi ile Türkiye Türkçesi, kökeni Arapça ve Farsça olan sözcüklerden arındırılmaya çalışıldıysa da, dil devriminin politik etkenlerle aksamasından ötürü bu iki dilden sözcükler, Fransızca sözcüklerle birlikte Türkçe sözlüğün önemli bir bölümünü oluşturmayı sürdürmektedir. Ancak Arapça ve Farsçadan gelmiş sözcüklerin bir bölümü o kadar Türkçeleşmiştir ki Arap veya Fars dilindeki durumundan oldukça farklıdır ve kimi sözcüklerin anlamı da farklılaşmıştır.[kaynak belirtilmeli]

Yabancı kökenli sözcüklerden bazı örnekler:

  • Arapçadan: insan, asker, hain
  • Farsçadan: ateş, rüzgâr, düşman
  • Fransızcadan: kuzen, kuaför, hoparlör, detay, anten, tuvalet, polis
  • İtalyancadan: politika, fanila, kundura
  • İngilizceden: pikap, video, çita, medya, sandviç
  • Yunancadan: liman, kiraz
  • Almancadan: şalter, general, panzer

Türkçeden diğer dillere geçmiş sözcükler[değiştir | kaynağı değiştir]

Geçmiş sözcüklerin hepsi Türki kökenli olmamakla birlikte Osmanlı’nın etkisiyle Osmanlı Türkçesi Balkan, Kafkas ve Orta Doğu coğrafyasında yaşamış Yunan, Ermeni, Slav ve Arnavut halklarının dilleri üzerinde önemli etkiler bırakmıştır.

Türkçe kökenli ya da alıntı sözcüklerden bazı örnekler:

  • bıçak: Macarca “bicska”
  • cacık: Yunanca “tzatziki”
  • çaprak: Almanca “Schabracke”
  • dilmaç (çevirmen): Almanca “Dolmetscher”
  • dolma: İngilizce “dolma”, Yunanca “dolmadaki”
  • köşk: Slavca, Almanca “Kiosk”
  • ordu: Almanca, İngilizce ve Fransızca “Horde”
  • yelek: İngilizce ve Fransızca “gilet”, İspanyolca “gileco, jaleco, chaleco”, Arapça “jalikah”
  • yoğurt: İngilizce “yoghurt”, Fransızca “yaourt”, Almanca “Joghurt”, İspanyolca “yogur”, Yunanca “yiaorti”

Türkçe sanılan yabancı kökenli sözcükler[değiştir | kaynağı değiştir]

Bazı Türkçe kökenli kabul edilen sözcükler, Sevan Nişanyan gibi çeşitli kişiler tarafından yabancı kökenli oldukları iddia ediliyor. Özellikle Soğdcadan birtakım alıntı gerçekleştiği sanılıyor ya da tersine Türkçeden Soğdcaya. Bu durumda kimin kimden alıntı yaptığı kesinlik kazanmamıştır, başka bir olasılık ise karşılıklı etkilenme de söz konusu olduğudur. Bu durum, Eski Türkler ve Soğdların iç içe yaşadıklarından kaynaklanabilir. Bunun yanında Toharca, Orta Farsça ve Türkçe karşılıklı etkilenme olduğu öngörülüyor. Çin’de Uygur Türklerin yaşadığı ve özerkliğe sahip olan Sincan (Doğu Türkistan) bölgesinde İranî olan Partça, Orta Farsça, Soğdca ve Sakaça dillerinden yazı buluntular[111] tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra Hint-Avrupa dil ailesinin içinde ayrı gruba ait olan Toharca’dan da yazılar bulunmuştur.

Türkçe olmadığı sanılan sözcüklerin kökleri hakkında yaklaşımlar:

SözcükKökenEtimolojik Kaynak
akşamSoğdca: χşāmSevan Nişanyan Süer Eker (sayfa 244)
acunSoğdca: ajūn (oku: acūn)Sevan Nişanyan
bağışYeni Farsça/Orta Farsça: baχşSevan Nişanyan
bayramOrta Farsça: paδrām, Soğdca: patrāmSevan Nişanyan
borçSoğdca: pūrçSevan Nişanyan
esenYeni Farsça/Orta Farsça: āsānSevan Nişanyan
kadınSoğdca: χwatēnSevan Nişanyan (1) Sevan Nişanyan (2)[ölü/kırık bağlantı]Süer Eker (sayfa 260)
pisYeni Farsça: pīs, Avesta: paesa-Sevan Nişanyan
yardımTürkçe[112][113], Yeni Farsça: yārīdanSevan Nişanyan

Bu sözcüklerin kökenleri hakkında farklı değerlendirmeler için Hasan Eren’in köken bilimi çalışmalarına da bakılabilir.

Unutulmuş sözcükler[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkçede çok sayıda unutulan ve daha günlük hayatta kullanılmayan ya da yalnızca özel terimlerde kullanılan saf Türkçe sözcükler vardır. Bu sözcükler TDK tarafından sonradan türetilmiş sözcüklerle karıştırılmamalı. Bunlar Orta Çağ’da da kullanılmaktaydı ve bugünkü yabancı uyruklu sözcükler için karşılık olarak alınabilir. TDK bu sözcüklerin çoğunu eskimiş olarak tanımlar. Bazı örnekler:

Özgeleşmiş1 TürkçeÖz TürkçeKökensel Kaynak
ateş (Farsça)odTDK Sevan Nişanyan
ayna (Farsça)gözgüTDK
cam (Farsça)sırçaTDK Sevan Nişanyan
damat (Farsça)güveyiTDK
hasta (Farsça)sayrıTDK Sevan Nişanyan
hoş (Farsça)yahşıTDK Sevan Nişanyan
rüzgâr (Farsça)yelTDK Sevan Nişanyan
sonbahar (bahar Farsça)güzTDK Sevan Nişanyan
ilkbahar (bahar Farsça)yazTdk[114]

1 Özge (T.) sözcük anlamı ‘başka’dır. Burada kullanımı yabancı’dır.

Leave a Reply